DEPREMLERİN SEBEBİ GÜNEŞ TUTULMALARI MIDIR?

Yard. Doç. Dr. Tansel AK
tanselak@istanbul.edu.tr

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü

Bundan 6 yıl kadar önce, 17 Ağustos 1999'da İzmit Körfezi çevresinde yıkıma ve büyük can kaybına yol açan bir depreme tanık olduk. İlginçtir ki yerkabuğunun bu çok tanınmış hareketi, ilkel çağların batıl inanışlarının günümüzde de yaşadığını kanıtlarcasına Güneş tutulmalarını insanların gözünde sabıkalı hale getirdi. Çünkü depremden sadece 6 gün önce, 11 Ağustos 1999'da bir tam Güneş tutulması meydana gelmiş ve ülkemizden de gözlenmişti. Çoğu zaman olduğu gibi başımıza gelen felaketin suçunu üzerine atacak bir hedef aradık. Çıkarılabilecek en kolay sonuç, Güneş tutulmasının depremi tetiklediği yönünde olabilirdi. En kolay hedef Güneş Tutulması'ydı. Evet, başka ne olabilirdi ki; Güneş tutulmuş ve depremi tetiklemişti!. Yoksa biz çürük zeminlere çürük binalar inşa edecek kadar cahil insanlar değildik herhalde!

Yavaş yavaş basın yayın organlarında, 29 Mart 2006'da meydana gelecek ve yine Türkiye'den de gözlenecek olan Tam Güneş Tutulması'nı potansiyel suçlu olarak göstermeye çalışan haberler çıkmaya başladı. Kısaca "Eyvah tutulma olacak! Ya deprem de olursa!" şekilde özetlenebilecek bu haberlerin ne derece gerçeklere dayanan bir korkuyu yansıtmakta oldukları araştırılmalıdır. Biz de bu iddiaların ne derece doğru olduğunu araştırmak için deneysel bir çalışma yaptık. Amacımız sevgili gök cisimlerini savunmak değil, bu iki doğa olayı arasında eğer bir bağlantı varsa bu ilişkiyi ortaya çıkarmaktır.

Madem bir araştırma var, araştırmanın hedefi olan bir de soru ya da önerme olmalı. Bizim sorumuz şöyle dile getirilebilir: Güneş tutulması olduğunda yeryüzündeki depremlerde bir artış olmakta mıdır? Bu çalışma sadece Türkiye'de değil, tüm yeryüzü genelinde Güneş tutulmaları ile depremler arasında bir ilişki olup olmadığını istatistik bakımdan araştırmak amacıyla yapılmıştır. Daha geniş bir okuyucu kitlesince anlaşılabilir olma çabasıyla, bu araştırma ciddi bir bilimsel makale tarzında yazılmamış, böyle çalışmaların sunumunda gerekli görülen pekçok teknik ayrıntı atlanmıştır.

VERİLER

Elimizdeki veri setlerini maddeler halinde sunalım:

1) 01.01.1900 ile 15.10.2005 tarihleri arasında meydana gelmiş, büyüklüğü 6.0 ve üzerinde olan tüm depremlerin meydana geldikleri tarihler ve koordinatlar arşivlerden derlendi.

2) Aynı tarihler arasında meydana gelmiş tüm Güneş tutulmalarının zamanları hesaplandı. Böylece 1900-2005 arasını kapsayan bir tutulma takvimi çıkarılmış oldu.

3) Bir bilgisayar programı yardımıyla rastgele tarihler belirlendi. Bu tarih tahmini yapılırken iki sınırlama yapıldı:

    - Tarihler yukarıda verilen aralığı kapsadılar,
    - Her yıl için yapılan tahmin sayısı, o yıl meydana gelmiş Güneş tutulması sayısı ile aynı oldu.

Dolayısı ile 1900-2005 tarihleri arasını kapsayan, gerçek tutulmalara karşılık gelmeyen, yapay bir tutulma takvimi elde edildi. Buradaki tarih sayısı, yukarıda bulunan tutulmaların sayısı ile eşittir.

4) Bu araştırmayı yapmadan uzun zaman önce, hocam Prof. Dr. Adnan Ökten ile birlikte yaptığımız ve sonucu burada da sunulacak benzeri bir araştırma için 14.08.1971 ve 12.22.1996 tarihleri arasında, yeryüzü genelinde meydana gelmiş ve büyüklüğü 6.5 veya üzerinde olan 683 adet deprem seçilmişti. Her depremin olduğu tarihte Ay'ın uzanımı (elongasyon) hesaplanmıştır. Uzanım, Yer'den bakan gözlemci için Ay ve Güneş merkezleri arasındaki açıdır. Güneş tutulması dolayında Ay'ın uzanımı 0 derece civarında, Ay tutulması dolayında da 180 derece civarındadır.

ARAŞTIRMA

Sonuca ulaşmak için bir dizi soru soralım ve bunları yukarıda tanımlanan verilerle yanıtlamaya çalışalım.

Soru-1. Son 105 yılda meydana gelen Güneş tutulmaları civarında depremler oldu mu?

Son 105 yıldaki Güneş tutulmalarının (2 numaralı veri seti) gözlendikleri tarihlerden önceki 10 günlük dönemde ve 10 gün sonrasına kadar Yeryüzü'nün herhangi bir yerinde meydana gelmiş 6.0 veya üzeri büyüklükteki (1 numaralı veri seti) depremler sayıldı. Buna göre, 01.01.1900-15.10.2005 tarihleri arasında 77 halkalı, 80 parçalı, 74 tam, 8 sefer de halkalı başlayıp tam biten Güneş Tutulması meydana gelmiştir. Yani bu dönemde toplam 239 adet Güneş tutulması olmuştur.

İncelenen 239 Güneş tutulmasından 96 (%40.2) tanesinden önceki 10 günlük dönemde en az 1 adet deprem görülmüştür. Gene bu tutulmaların 106 (%44.4) tanesinde de tutulmayı izleyen 10 günlük dönemde en az 1 deprem kaydedilmiştir. Kalan 37 (%15.5) tutulmadan önceki ve sonraki 10'ar günlük dönemlerde yeryüzünün herhangi bir yerinde 6.0 veya üzeri büyüklüğe sahip bir tane bile deprem olmamıştır.

Yukarıda verilen oranlara bakıldığında şu sonuca ulaşmak mümkündür: "Güneş tutulmalarının yaklaşık %85'inde, tutulmadan önceki veya sonraki 10 günlük dönemde, yeryüzünün herhangi bir yerinde 6.0 veya üzerinde büyüklüğe sahip en az bir deprem olmuştur". Bu, Güneş tutulmaları civarında çok tedbirli olunmasını ima eden çok yüksek bir orandır. Güneş tutulmalarının ne zaman meydana geleceğinin son derece dakik bir şekilde hesaplanabildiği düşünülürse, "tutulmalardan önceki ve sonraki 10'ar günlük dönemde kendimizi sakınalım yeter" diye düşünebiliriz. Evet, her şey ne kadar basit değil mi? Gerçekten öyle mi?

Cevap: Güneş tutulmalarının yaklaşık %85'inde, tutulmadan önceki veya sonraki 10 günlük dönemde, yeryüzünün herhangi bir yerinde 6.0 veya üzerinde büyüklüğe sahip en az bir deprem olmuştur


Soru-2. Yukarıda bulunan tutulma-deprem ilişkisi, her yıl maydana gelen deprem ve tutulma sayıları bakımından mantıklı görünmekte midir?

İstatistik incelemelerde iki olgu arasında bir ilişkinin varlığı ihtimali ortaya çıktığında veya böyle bir ilişki iddia edildiğinde, ilk sorulan soru şudur: acaba bu ilişki tesadüfi olarak mı ortaya çıkmaktadır? Örneğin, Türkiye'deki otomobil üretimi ile Güneş çevrimi (ortalama 11 yıllık bir periyotla meydana gelen aktivite artışı) arasında pozitif bir ilişki bulunsun. Yani, Güneş aktivitesinin maksimum olduğu zamanlarda Türkiye'deki otomobil üretimi de maksimum olsun. Böyle bir ilişki bulduğumuz zaman çıkaracağımız sonuç; "Türkiye'de üretilen otomobil sayısı Güneş aktivitesinden etkilenmektedir" mi olmalıdır? Tabii ki hayır! Mantığımız bu iki olgu arasında bir ilişki olamayacağını, fiziksel bakımdan böyle bir etkinin mümkün olmadığını söylemektedir. Öyleyse bu ilişki ancak tesadüfi bir ilişki olabilir.

Peki tutulma-deprem ilişkisinin tesadüfi olup olmadığına nasıl karar vereceğiz? Bunun için çeşitli istatistik yöntemler bulunabilir. Ama biz başka bir yol izleyelim. Başlangıç olarak şu gerçekleri göz önüne alalım:

a) Her yıl en az 2 en fazla 5 Güneş tutulması olabilir,
b) Her yıl 6.0'ın üzerinde onlarca deprem olabilir.

Örneğin, 1974 yılında büyüklüğü 6.0 veya üzerinde 97 adet, 1990 yılında ise 88 adet deprem kaydedilmiştir. Halbuki 1990 ve 1974 yıllarında sadece 2'şer Güneş Tutulması olmuştur. Sadece 4 tutulmaya karşılık toplam 185 deprem! Üstelik bu depremler yılın değişik zamanlarına ve yeryüzünün değişik yerlerine yayılmış durumda. Yani tutulma görülen yerlerle sınırlı depremler değildir bunlar. Yani ilk soruda bulunan ilişkinin güvenilirliğini zedeleyen bir durum var ortada. Acaba yanılıyor muyuz?

Cevap: Hayır. Depremler yeryüzünün hemen her yerinde ve yılın değişik zamanlarına yayılmış olarak çok sayıda olurlarken, bir yılda en fazla 5 adet Güneş Tutulması olmakta, bunlar da çok az yerden gözlenebilmektedir. Bu sayılar birbiri ile tutarlı görünmüyor.


Soru-3. Yukarıda bulunan tutulma-deprem ilişkisi tesadüfi olarak elde edilebilir mi?

Şimdi bir iddia ortaya atıp onu ispatlamaya çalışalım. Biz diyoruz ki "Depremler jeolojik olaylardır. Her yıl çok sayıda deprem olur. Eğer bir yıl içinde rastgele tarihler tahmin edersek, bu tarihler civarına depremler "tesadüfen" rastlayabilir". Şimdi iddiamızı ispatlamak için yukarıda tanımlanan yapay tutulma takvimi verilerini (3 numaralı veri seti) ve 1 numaralı veri setindeki depremleri kullanalım. Varsayalım ki bunlar Güneş tutulması tarihleri olsun. Yukarıda, ilk soruda gerçek Güneş tutulmaları için yaptığımız incelemeyi bu rastgele tarihler için de yapalım.

Sonuç olarak, 239 yapay tutulma tarihinden 104 (%43.5) tanesinden önceki 10 gün içinde en az 1 adet deprem sayılmıştır. Yine bu tutulmaların 100 (%41.8) tanesinde de yapay tutulma tarihini izleyen 10 günlük dönemde en az 1 deprem kaydedilmiştir. Kalan 35 (%14.6) yapay tutulma tarihinden önceki ve sonraki 10'ar günlük dönemlerde yeryüzünün herhangi bir yerinde bir tane bile deprem olmamıştır. Burada verilen oranlarla gerçek tutulma tarihlerinden elde edilen oranlar arasındaki uyumu bir tablo ile vurgulayalım.

10 gün önceki dönemde en az 1 deprem olanlar
(%)
10 gün sonrasına kadar en az 1 deprem olanlar
(%)
Hiç deprem olmayanlar
(%)
Tutulma tarihleri için 40.17 44.35 15.48
Rastgele tarihler için 43.51 41.84 14.64

Yukarıda verilen oranlara bakıldığında şu yargıya varmak mümkündür: "Yapay tarihlerin yaklaşık %85'inde, ilgili tarihten önceki veya sonraki 10 günlük dönemde, yeryüzünün herhangi bir yerinde meydana gelmiş 6.0 veya üzerinde büyüklüğe sahip en az bir deprem bulunmuştur". Bu ifade tanıdık geliyor değil mi? Evet! Bu sonuç gerçek tutulma tarihleri için bulduğumuz sonuçla tam olarak aynıdır! Öyleyse iddiamız doğrudur. Tekrarlayalım: "Depremler jeolojik olaylardır. Her yıl çok sayıda deprem olur. Eğer bir yıl içinde rastgele tarihler tahmin edersek, bu tarihler civarına "tesadüfen" depremler rastlayabilir".

Şimdi ilk bulgumuza kuşkuyla bakmak için bir sebebimiz daha oldu; Güneş tutulması ile depremlerin ilişkisi olmayabilir. Tutulma-deprem ilişkisini reddeden, en azından çok kuşkulu hale getiren bu kadar veri tatmin edici olmayabilir. Öyleyse araştırmayı biraz daha ileri götürelim.

Cevap: Evet. Sözkonusu ilişki rastgele belirlenen tarihler için bile çıkmaktadır. Yani tesadüfi bir ilişki olabilir.


Soru-4. Tutulma sırasındaki koşullara yakın başka bir gökbilimsel olay var mıdır? Varsa, bu olay tutulma-deprem ilişkisi için ortaya atılan iddiayı doğrulamakta mıdır?

Kuşkuculuktan vazgeçmeyelim. İlk bulgunun üzerine biraz daha gidelim ve araştırmamızı gökbilimsel verilerle zenginleştirerek genişletelim. Biliyoruz ki Güneş tutulması sırasında yeryüzündeki bir gözlemci için Ay ve Güneş'in merkezleri birbiri ile çakışmakta veya çakışmaya çok yakın olmaktadır. Buna çok yakın bir durum Ay'ın her yeniay ve dolunay evresinde olmaktadır. Zaten Güneş tutulmaları yeniay evresinde, Ay tutulmaları ise dolunay evresinde meydana gelirler. Eğer tutulma-deprem ilişkisi varsa, Ay'ın yeniay ve dolunay evrelerinde deprem sayısında bir artış meydana gelmelidir. Ancak evre zamanla düzenli değişen bir parametre olmadığından bu tür bir araştırmada kullanılamaz. Bununla birlikte tam da işimize yarayacak olan parametre Ay'ın "uzanımı"dır. Yani, Yeryüzündeki bir gözlemci için Ay ile Güneş'in merkezleri arasındaki açı.



Uzanım açısı zamanla düzenli şekilde değişir. Yani araştırmamızda kullanılabilir bir parametredir. Eğer Güneş tutulması ile depremler ilişkiliyseler, Ay'ın uzanımının 0 derece civarında olduğu zamanlarda deprem sayısı artmalıdır. Üstelik, Ay'ın uzanımını 180 derece civarındayken deprem sayısında bir artış gözlersek, bu sefer Ay tutulması ile depremler arasında bir ilişki olduğu sonucuna da ulaşabiliriz. Yani Ay'ın uzanımının kullanılması sayesinde artık Ay tutulmaları da araştırmaya dahil edilmiş oluyor.

Araştırmanın bu aşaması 4 numaralı veri seti kullanılarak gerçekleştirildi. Ay'ın her uzanım aralığına karşılık, Ay bu uzanım aralığında iken yeryüzü genelinde meydana gelen 6.5 veya üzeri büyüklükteki depremler sayıldı. Uzanım aralığına karşılık deprem sayısının grafiği çizildi. İşte bu durumu gösteren histogram Şekil-1'de sunulmuştur.



Şekil-1. Yeryüzü genelinde meydana gelen 6.5 ve üzeri büyüklükteki depremlerin sayısının, Ay'ın uzanımına göre dağılımı.

Bu histogramda herhangi bir uzanım aralığında belirgin bir yığılma görülmemektedir. Yani Ay'ın uzanımı ile depremler arasında bir ilişki ortaya çıkmamıştır. Bu durum, gerek Güneş gerekse Ay tutulmaları ile depremler arasında bir ilişki olmadığını göstermektedir.

Cevap: Evet, eğer Güneş Tutulması-Deprem ilişkisi varsa, Ay'ın uzanımının 0 derece olduğu dönemlerde deprem sayıları artmalıdır. Ancak elimizdeki veriler bu yönde bir bulguyu işaret etmemektedir.

-- SONUÇ --

Tek cümle ile sonucu vermek uygun olacaktır: "Yapılan istatistiksel araştırma sonucunda, gerek Güneş gerekse Ay tutulmaları ile depremler arasında doğrudan bir ilişki olmadığı görülmüştür". Ancak konunun kuramsal açıdan da araştırılması gerektiği açıktır.

Ayrıca, bilindiği gibi bir süre önce merkezi tutulma hattı üzerinde olması da gerekçe gösterilerek, Niksar/Tokat'ta 29 Mart 2006 Tam Günes Tutulması'ndan sonra şiddetli bir deprem olacağı iddiası ortaya atılmıştır. Bu iddia üzerine biz de elimizdeki verileri yeniden inceledik ve aşağıdaki sonucu bulduk.

1900-1990 yılları arasında kaydedilmiş 6'dan büyük depremlerin sadece yaklaşık %2'si Güneş tutulmalarının parçalı da olsa görüldüğü yerlerde, tutulmadan 10 gün öncesi veya 10 gün sonrası arasındaki dönemde meydana gelmiştir. Bu gayet küçük bir oran olduğu gibi tesadüfi olması, yani asıl oranın bunun çok daha altında olması kuvvetle muhtemeldir. Çünkü tutulma hattı çok geniş bir coğrafi bölgeyi kapsamaktadır ve üstelik biz tutulma tarihinden itibaren çok geniş bir zaman dilimini (10+10= 20 gün!) dikkate aldık. Dahası, bu depremlerin "hiçbiri" merkezi tutulma hattı üzerinde olmamiştir!

Şunu belirtelim ki, biz 29 Mart 2006 tarihi civarinda Türkiye veya başka bir yerde deprem olmayacak diyemeyiz. Çünkü, deprem bilimcilerin söyledikleri gibi, "kimse" nispeten kesin bir zaman ve yerde deprem olacağına dair öngörüde bulunamaz. Bu işe yarayacak bir yöntem henüz bulunamamıştır. Bizim söylediğimiz şudur: Depremler ile Güneş ve Ay tutulmalarının doğrudan ilişkisi yoktur ve genel anlamda gök olaylarına bakılarak deprem öngörüsünde bulunulamaz.